8 Ocak 2017 Pazar

HÜSEYİN YORULMAZ - BİR NESLİN AĞABEYİ ERDEM BAYAZIT



HÜSEYİN YORULMAZ - BİR NESLİN AĞABEYİ ERDEM BAYAZIT

 

Yedi Güzel Adam dizisini izledikten sonra Erdem Bayazıt, Cahit Zarifoğlu, Alaaddin Özdenören, Akif İnan, Rasim Özdenören ve Nuri Pakdil'in hayatları hakkında kafamda bir çok soru işareti oluştu. Acaba yazılarında da bu kadar iyiler mi? Hangi türde yazıyorlar? Gerçekte yaşamları nasıldı?... Daha sonra araştırırken Hüseyin Yorulmaz'ın Bir Neslin Ağabeyi Erdem Bayazıt kitabıyla karşılaştım. Dedim ki bu benim olmalı..😍
İyi ki de alıp okudum!

Kitap Erdem Bayazıt'ın hayatını anlatan bir biyografi. Erdem Bayazıt hayatı boyunca Sezai Karakoç'dan Cahit Zarifoğlu'na, Nuri Pakdil'den Rasim Özdenören'e, Alaaddin Özdenören'den Akif İnan'a bir çok mühim yazar ve Şair ile birlikte dergide yazmış ve muhteşem bir kadro olmuşlardır. Cahit Zarifoğlunun Yedi Güzel Adam kitabındaki yedi güzel adam onlar. Yedi güzel insan, yedi güzel dost, yedi güzel usta... Dopdolu okunulası bir biyografi kitabı, Tam bir edebiyat şöleniydi.😍   

Erdem Bayazıt'ın örnek alınası harika bir karaktere sahip ve bir sürü insanın hayatında güzel izler bırakan bir insan olduğunu düşünüyorum. Keşke ömrü yetseydi bizde tanısaydık. Ve keşke daha fazla yazabilseydi. Eminim onun naif kalbinden öğreneceğimiz, ders alacağımız bir çok şey vardı..

" Erdem Bayazıt'a göre mesele "sıkıntılar geçinceye kadar az harcayalım" şeklinde değil de, "sınırsız zenginliğe sahip olsak da ihtiyacımız olduğu kadar harcayalım" şeklinde ortaya konduğu zaman belki çözüm için başlangıç yapılmış olur. "
( sayfa 39 ) 

" Meseleleri, eşyayı kendi öz birliğine yaklaştırmak, gereksiz ayrıntıyı atarak azaltmak manalarını kastederdi. "Müslümanın yükü hafif gerek" derdi. bununla fazlalığın, çokluğun insanı huzursuz ettiğini, çok ve çeşitli eşyanın insanı meşgul edip sıkıntıya soktuğunu, kendi iç dünyasıyla uğraşmaya fırsat vermediğini anlatmak isterdi. "
( sayfa 40'dan alıntı )


Böyle düşünen bir insan nasıl kötü olsundu..  💁 



ALINTILAR




Ölümle tanıştıktan sonra anladım
Sadece bir kimlik belgesi olduğunu yaşamanın. 
( sayfa 118)

Bu dünya sadece ebedi olana geçiş için verilmiş bir mühlettir, biz ebedi olana talibiz.
( sayfa 218)

İçimden bir güç beni itiyor, istiyorum her müslüman kardeşimin kapısını çalayım, yoldan geçenin kolunu tutup sarsayım istiyorum, tüm müslümanlar bir yerde toplanalım, omuz omuza, yürek yüreğe, gönül gönüle birlikte hazırlanalım gelen vakte. Bütün bir hayat, baştan ayağa bir ömür, tut ki kapının önünde geçirilen üç-beş dakika... Her şey, bütün bir dünya meşgalesi bu üç beş dakikanın içine sığıyor. Bu üç beş dakikanın içinde insanlar savaşıyor, barışıyor, gülüyor, oynuyor, acı çekiyor, acı çektiriyor, zulme uğruyor, zulüm görüyor, düğün yapıyor, yas tutuyor, bayram ediyor... Ama hepsi belli bir vaktin içinde oluyor. O vakit bitiyor, bir kapı açılıyor. Biliyoruz mutlaka gireceğiz o kapıdan. Gelen bir vakit var. Yüreğimin üstünde ayak sesleri duyuyorum. 
( sayfa 235)


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder