3 Haziran 2017 Cumartesi
Zülfü Livaneli - Huzursuzluk
Zülfü livaneli, hem kitapları hem de müzikleri ile çoğu insanın gönlünü cezbetmeyi başaran isimlerdendir. Her kitabı müthiş bir kurgu ve anlatıma sahiptir. Livanelinin kitapları bazen göremediklerimizi gösterir, bazende hissetmediklerimizi hissettirir. Kardeşimin hikâyesi kitabının sonunda
"Kardeşimin hikayesi'yle romancılığınızda kendinize yeni bir kanal açtığınız söylenebilir... Kendinize açtığınız bu yeni yolda ilerleyeceğinizi müjdeleyebilir miyiz okurlarınıza?"
"Bu soruyu tam olarak nasıl yanıtlayacağımı bilmiyorum desem inanırmısınız? İnanın bence. Çünkü gerçektende neden böyle bir yol seçtiğimi, bu romanı hangi nedenle yazdığımı ve bundan sonra bu yolda devam edip etmeyeceğimi bilemiyorum. Çok karmaşık bir süreç bu. Kafamda yıllar boyunca çeşitli hikâyeler, roman konuları, karakterler dolaşıyor, bunlar zaman zaman birbirine karışıyor, bazen ayrışıyorlar. Sonra bir gün geliyor ve hikâyelerden biri öne çıkıyor; kendisini yazmaya zorluyor beni. Yaz, yaz ,yaz ...
O andan itibaren o kitabı yazmadan huzur bulamıyorum. Kısacası hiç bir hesap ve program yok kafamda. Aslında bakarsanız romanın türünü bile düşünmüyorum. Her konu kendi biçimini getiriyor; beni öyle yazmaya zorluyor. Başka türlü yazmaya kalksam da elimden gelmez."
Şeklinde bir soru-cevap metnini okudum. O zaman tekrar anladım ki yazmak hissetmek, yazmak bir güdü. Ve Livaneli harika bir yazar.
Huzursuzluk
Mardinli Ibrahim memleketinden uzak istanbulun karmaşasına ve yoğunluğuna kendini kaptırmış gazetecilik yapmaktadır. Bir gün çocukluk arkadaşı Hüseyin'in ölüdüğu haberini alır ve memleketi Mardin'e gider. Ve daha sonra kendisini karmaşık olaylar içerisinde bulur. Hüseyin Amerika'da öldürülmüştür. İbrahim'de Hüseyinin ölümünün nedenini araştırmaya koyulur ve bir süre sonra kendisini bir mülteci kampında IŞİD zulmünü misliyle yaşamış Ezidi kızı Meleknaz'ı ararken bulur. Duyduğuna göre Hüseyin, Meleknaza körkütük aşık olmuş. Meleknaz'ın birde bebeği var ama Meleknaz konuşmadığı için kimse bebeğin kimden olduğunu, Meleknaz'ın neler yaşadığını bilmiyor. Hüseyin, Meleknazla evlenmek istiyor ama sonuçta Meleknaz bir mülteci onu korumasına almak isteyen insanda bu zulümden nasibini alıyor. Ibrahim ne yapıp edip ezidi kızı Meleknaz'ın bir yakınını buluyor ve kadın yaşadıkları zulümleri anlatıyor. Bunları okurken ne yürek dayanır ne gözyaşı.. Bir insana 'mal' gibi davranmak, alıp satmak. Tecavüz.. Ve daha bir çok şey.
Kitaptaki bir alıntıda da yazdığı gibi; "Ortadoğu’nun âdeti budur, tarih boyunca birbirini öldürür ama aslında kendini öldürdüğünü anlamaz. Kendi kanının tadından sarhoş olur."
Kaydol:
Yorumlar (Atom)